"  NEREYE GIDECEGIMIZI BILMEDEN "Anti Pop & Nalan Yirtmac 
    Anti-Pop 
                                 




 “Geçen hafta, aramızdan Agnuni, Khajag, Zartaryan, Cangülyan, Dağavaryan ve Sarkis Minasyan, Ankara’dan çağırılıp yola çıktılar. Şimdi nerede olduklarını bilmiyoruz. Üzülüyorum, çünkü İstibdat rejimi altında onca zorluk çektiğimiz halde, bu Hürriyet ve Meşrutiyet döneminde de haksız yere eziyete uğruyoruz. Vatan uğruna onca sene çile ve sıkıntı çekenlerin bahtına bu mu düşecekti!”
Sımpad Pürad’ın Ayaş hapishanesinden yazdığı, 30 Mayıs 1915 tarihli mektuptan
“Bir gün gitmek mecburiyetinde kalırsak ama... Tıpkı 1915’teki gibi çıkacaktık yola... Atalarımız gibi... Nereye gideceğimizi bilmeden... Yürüyerek yürüdükleri yollardan... Duyarak çileyi, yaşayarak ızdırabı...”
Hrant Dink’in “Ruh Halimin Güvercin Tedirginliği” yazısından
Yüz yıl önce, 24 Nisan 1915’te İstanbul’da Ermeni fikir önderleri, mebuslar, gazeteciler, yazarlar, siyasetçiler tutuklanır ve Çankırı ile Ayaş’taki toplama merkezlerine gönderilir. Daha sonra çoğu, cezaevlerinden salınan çete mensuplarına kırdırılır. Bu tutuklamalar İttihat ve Terakki hükümetinin kısa zamanda soykırım niteliği alan tehcir kararının ilk adımı olur. 23’ünü 24’üne bağlayan gece yaklaşık 250 kişinin tutuklanmasının ardından birkaç gün içinde 2500 kişiye yönelik büyük bir polis operasyonu düzenlenir.
“Last week, from among us, Agnuni, Khajag, Zartaryan, Cangülyan, Dağavaryan and Sarkis Minasyan were summoned by Ankara and they set on the road. We do not know their whereabouts now. I grieve, because although we suffered so much hardship under the Autocracy regime, we are still being unjustly persecuted in this era of Freedom and Constitutionalism also. Was this the fortune to befall those who suffered and toiled for the sake of the motherland all those years!”
From Sımpad Pürad’s letter dated May 30, 1915 written from the prison of Ayaş
“It may be that one day we would be forced to go, but... We would set out just like those in 1915 did... Like our forefathers... Without knowing where we were headed... Walking on the roads they trod... Feeling the torment, living the pain...”
From Hrant Dink’s article “Like a nervous pigeon: my unsettled state of mind”
One hundred years ago, on April 24, 1915, Armenian opinion leaders, parliamentarians, journalists, writers, and politicians were arrested in İstanbul and sent to concentration camps in Çankırı and Ayaş. Later, most of them were slain by band members set loose from prisons. These arrests constitute the first step of the Committee of Union and Progress government’s decision of deportation which soon evolves into a genocide. Following the arrest of approximately 250 people on the night of the 23rd leading up to the 24th, a massive police operation is set underway which targets 2500 people over the course of a couple of days.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder