KAYIPTA SAKLI-HIDDEN IN LOSS


 "Sadece yaşama değil ölüme de, sadece geleceğe değil geçmişe de uzanıyor bakışı. İnsan hayatı ve onuru için sadece yaşamı ve umudu değil, kaybı ve yası da tesis etmek zorunda olduğumuzu hatırlatıyor. Arzu Yayıntaş, Canan, Evrim Kavcar, Fulya Çetin, Nalan Yırtmaç ve Neriman Polat"
“Hidden in Loss” is an exhibition about staying alive. It has vital concerns about being able to breathe in the atmosphere of organized evil that has descended upon us; that is choking us. Its gaze extends not only to life but also to death, not only to the future but also the past. It reminds us that for human life and dignity we must institute not just life and hope but also loss and mourning. It reserves, despite everything, the hope for a life where those who have been mourning for centuries, and those who have not been allowed to mourn, and those who refuse to mourn can come together, that is, it reserves the hope for peace.
In order not to fall from the edge of “loss” into the abysmal void, Arzu Yayıntaş, CANAN, Evrim Kavcar, Fulya Çetin, Nalan Yırtmaç and Neriman Polat have come side by side with the urgency of talking, remembering, telling, sharing and connecting. Knowing what it means to lose someone has brought them together. From tragedies of the past, they have heard both the breath of lives awaiting salvation for centuries and the laments that were never sung for the dead who could not be buried. They found each other under the burden of the banned mournings of people whom no law protects. They are asking, “Why can’t some deaths be mourned as real and significant losses? Why are only certain pains legitimate, only certain losses real? How is it possible that some people are ‘expendable’; they can just be killed?”
Six women are talking about faces lost and gone, memories, places, nature, innocence and conscience. Looking for something hidden in the loss. They are asking each other what it is that we lose and acquire with each loss, how losses change us forever. Yes, they are talking about those who are no longer alive, cannot be named, represented, comprehended, conveyed, and therefore irredeemable. Yet their eternal absence sets the limits of finite existence. For those who survive, pain and meaning and hope all breathe in the nooks of “loss”.
                                                      


28 Aralik 2011 aksami Türk Hava Kuvvetlerinin ,Sirnak in Uludere ilcesi Roboski yakinlarindaki Irak topraklarinda F-16 savas ucaklariyla yaptigi bombardiman sonucunda 34 Kürt vatandasimiz hayatini kaybetti.Olaydan bir kisi yarali olarak kurtuldu.Operasyonda hayatini kaybedenlerin Iraktan Türkiyeye mazot ve sigara getirmek icin PKK nin kullandigi yol üzerinden gecen bir kacakci kafilesi oldugu anlasildi. Ocak 2014 te askeri savci ordunun sucu olmadigina ve yargilanamayacagina hükmetti.

Roboski  ( stencils on sckecthbook )

  IFLAH OLMAZ -IMPENITENT  

 
“İflah Olmaz” kadınlık üzerine bir sergi ama kadınlığı tanımlamayı ya da bir çerçeveye oturtmayı hedeflemiyor, aksine keskin tanımlamaları sorguluyor. Bu sergi kadın ve erkek arasındaki bildik hikayeyi bozan, üzerine zorla yapıştırılan adları ve kimlikleri silkinip atan kadınlara kadınlık üzerine beraber düşünmeye ve birlikte güçlenmeye bir çağrı.
Yeşim Ağaoğlu, Gizem Aksu, Sena Başöz, Deniz Bilgin, Banu Birecikligil, CANAN, Fulya Çetin, Elif Varol Ergen, Nurcan Gündoğan, Gülsün Karamustafa, Ayşegül Özmen, Neriman Polat, Necla Rüzgar, Aydın Teker, Sevil Tunaboylu, Arzu Yayıntaş, Nalan Yırtmaç ve Zulal
 “Impenitent” is an exhibition about feminity, but it does not intend to define or put the feminity in a frame, but rather it questions strict characterizations. This exhibition is actually a calling to think about feminity and get stronger together, for women who spoil the usual story of women and men, shake off all those descriptions, names and identities attached to them against their wills.
The exhibition is formed of art works made by women who search for their truths and deny to “Be Penitent.” There are works telling about women who question social gender codes, define feminity over and over again every single day, protect their own freedom and bodies, keep fighting against oppressions and restrictions of the power. In other words, “Impenitent” is an exhibition in which women denying feminity role assigned by male-dominant system and going after their dreams and desires tell about feminity. The exhibition provides an approach that embraces woman’s body, fantasies, dark side, imagination, freedom, fighting spirit, life power, fertility, sexuality and contradictions instead of victimhood./Ark Galeri-
Bursa



UYKUSUZLAR ATLASI 

 Çok mu uyuduk şimdiye kadar hayatımızda?

 

 Halka Sanat Projesi’nin Moda’da bulunan galeri mekanı  uyku kavramından hareketle yaşadığımız tarihte ve coğrafyada üzerinde durup, düşünülmesi gereken uyku metaforları üzerine yoğunlaşıyor.İpek Çankaya’nın kavramsal çerçevesini oluşturduğu Uykusuzlar Atlası’nın araştırdığı biraz da uykularda geçen zamanın ya da uyuyamama halinin insanı başka duygu durumlarından, başka buluşmalardan, başka ruhsal ve zihinsel arayışlardan alıkoyup koymadığı ve uykusuzların hangi uğraşlara dalıp uykulara direndikleri gibi soruların yanıtları. Bu araştırmalar izleyiciye video, resim, yerleştirme, heykel ve fotoğraf gibi araçlarla aktarılıyor.
Niyazi Selçuk, Neriman Polat, Orhan Cem Çetin, Seçil Yersel, Doğu Çankaya, Sezgi Abalı, Şafak Şule Kemancı, İskender Giray, Mert Öztekin, Sevil Tunaboylu, Nalan Yırtmaç, Fulya Çetin, Gümüş Özdeş, Yasemin Nur Erkalır, Ekin İdiman ve Neşe Şahin





                           77-13 Politisch Kunst Im Winderstand In Der Türkei - nGbK berlin

                                                               
 



77-13  sergi  proje grubu: Jan Bejšovec, Christian Bergmann, Zülfukar Çetin, Duygu Gürsel, Pablo Hermann, Çağrı Kahveci, Therese Koppe, Eva Liedtjens     sergi hakkinda tikla!

artıkişler, Aytunç Akad, bak.ma, Barış Doğrusöz, Berat Işık, CANAN, Cem Dinlenmiş, Cengiz Tekin, Cihangir Duyar, Demet Taşpınar, Devrimci Yol Arşivi, Ekim Ruşen Kapçak, Erkan Özgen, Hüseyin Karabey, Mülksüzleştirme Ağları, Murat Akagündüz, Nalan Yırtmaç, NarPhotos, #occupygezi architecture, Sencer Vardarman, Şener Özmen, TÜSTAV

 basinda tikla!







 "  NEREYE GIDECEGIMIZI BILMEDEN "Anti Pop  & Nalan Yirtmac  2015 Depo
    Anti-Pop 
                                 




 “Geçen hafta, aramızdan Agnuni, Khajag, Zartaryan, Cangülyan, Dağavaryan ve Sarkis Minasyan, Ankara’dan çağırılıp yola çıktılar. Şimdi nerede olduklarını bilmiyoruz. Üzülüyorum, çünkü İstibdat rejimi altında onca zorluk çektiğimiz halde, bu Hürriyet ve Meşrutiyet döneminde de haksız yere eziyete uğruyoruz. Vatan uğruna onca sene çile ve sıkıntı çekenlerin bahtına bu mu düşecekti!”
Sımpad Pürad’ın Ayaş hapishanesinden yazdığı, 30 Mayıs 1915 tarihli mektuptan
“Bir gün gitmek mecburiyetinde kalırsak ama... Tıpkı 1915’teki gibi çıkacaktık yola... Atalarımız gibi... Nereye gideceğimizi bilmeden... Yürüyerek yürüdükleri yollardan... Duyarak çileyi, yaşayarak ızdırabı...”
Hrant Dink’in “Ruh Halimin Güvercin Tedirginliği” yazısından
Yüz yıl önce, 24 Nisan 1915’te İstanbul’da Ermeni fikir önderleri, mebuslar, gazeteciler, yazarlar, siyasetçiler tutuklanır ve Çankırı ile Ayaş’taki toplama merkezlerine gönderilir. Daha sonra çoğu, cezaevlerinden salınan çete mensuplarına kırdırılır. Bu tutuklamalar İttihat ve Terakki hükümetinin kısa zamanda soykırım niteliği alan tehcir kararının ilk adımı olur. 23’ünü 24’üne bağlayan gece yaklaşık 250 kişinin tutuklanmasının ardından birkaç gün içinde 2500 kişiye yönelik büyük bir polis operasyonu düzenlenir.
24 Nisan ve sonrasında tutuklanan, sürgüne gönderilen ve öldürülen Ermeni aydınların portrelerinden oluşan iş, sanatçı Nalan Yırtmaç tarafından üretildi. Bu iş, onları “tutuklanıp götürülen Ermeniler” genel başlığından çıkarıp, adlarını yüzlerini bildiğimiz insanlara, kozmopolitan Osmanlı entelektüel ortamının aktif katılımcılarına dönüştürüyor. Yırtmaç’ın bugüne ulaşan az sayıda yayındaki fotoğrafları kaynak alarak kendi resimsel diliyle ürettiği bu portreler, kimilerince yok sayılan kimilerince de pek az bilinen bir geçmişi toplumsal hafızaya geri çağırıyor.
Hrant Dink’in 19 Ocak 2007’deki katlinin hemen ardından Anti-Pop’un hazırladığı iş, bu portrelerle bir arada sergileniyor. Böylelikle 1915 ile Hrant Dink cinayeti arasındaki acı veren sürekliliğe dikkat çekiliyor. Bir yanda yüz yıl önce tutuklanıp öldürülen aydınlar, diğer yanda daha birkaç yıl önce Türklerle Ermenilerin kendi kimliklerini sağlıklı bir şekilde yeniden kurarak eşit ve özgür biçimde yaşayacaklarına dair inancını hayatıyla ödeyen bir devrimci.
“Last week, from among us, Agnuni, Khajag, Zartaryan, Cangülyan, Dağavaryan and Sarkis Minasyan were summoned by Ankara and they set on the road. We do not know their whereabouts now. I grieve, because although we suffered so much hardship under the Autocracy regime, we are still being unjustly persecuted in this era of Freedom and Constitutionalism also. Was this the fortune to befall those who suffered and toiled for the sake of the motherland all those years!”
From Sımpad Pürad’s letter dated May 30, 1915 written from the prison of Ayaş
“It may be that one day we would be forced to go, but... We would set out just like those in 1915 did... Like our forefathers... Without knowing where we were headed... Walking on the roads they trod... Feeling the torment, living the pain...”
From Hrant Dink’s article “Like a nervous pigeon: my unsettled state of mind”
One hundred years ago, on April 24, 1915, Armenian opinion leaders, parliamentarians, journalists, writers, and politicians were arrested in İstanbul and sent to concentration camps in Çankırı and Ayaş. Later, most of them were slain by band members set loose from prisons. These arrests constitute the first step of the Committee of Union and Progress government’s decision of deportation which soon evolves into a genocide. Following the arrest of approximately 250 people on the night of the 23rd leading up to the 24th, a massive police operation is set underway which targets 2500 people over the course of a couple of days.
The work comprised of portraits of Armenian intellectuals arrested, exiled and killed on April 24 and in its aftermath was created by artist Nalan Yırtmaç. This work pulls them out from under the generic heading of “arrested and cast out Armenians” and turns them into people with familiar names and faces; the active participants of the cosmopolitan Ottoman intellectual milieu. These portraits the artist has produced in her own pictorial language based on photographs from the few publications that have survived to the present day summon a past that is scarcely known by some and completely ignored by others back to collective memory.
The work created by Anti-Pop immediately after the assassination of Hrant Dink on January 19, 2007 is exhibited together with these portraits, drawing attention to the agonizing continuity between 1915 and the massacre of Hrant. On one hand are the intellectuals arrested and killed a hundred years ago, and on the other a revolutionary who paid with his life only a few years ago for believing that Turks and Armenians will reconstruct their own identities on healthy grounds and live in equality and freedom.To come to terms with the great catastrophe experienced in the Ottoman state and Turkey, to bow our heads and mourn together…


Lütfen Arkaya Doğru İlerleyiniz-Please Move Towards The Back
galery x-ist-2011


















                             
                  Türkiye İnsan Hakları Vakfı 20. Yıl Sergisi

Ateşin Düştüğü Yer

  killed jurnalists -50 piece 20x15cm setncil on canvas
                            
Where Fire Has Struck
An Exhibition on the 20th Anniversary of the Human
Rights Foundation of Turkey
Where Fire Has Struck is a series of events organized on the occasion of the 20th anniversary of the Human Rights Foundation of Turkey and as part of the Project ‘Dealing With Continuing Social Trauma.’
The events have been organized with the purpose of raising awareness regarding human rights violations in social memory and contributing to the process of confronting the truth. The series of events, realized on a voluntary basis, includes an exhibition, several seminars, a documentary film program and the publication of a catalogue. 



Türkiye İnsan Hakları Vakfı’nın 20. kuruluş yıldönümü dolayısıyla ve ‘Sürmekte Olan Toplumsal Travmayla Baş Etme Projesi’ kapsamında Depo’da geniş katılımlı bir etkinlikler dizisi düzenleniyor.
Ateşin Düştüğü Yer, insan hakları ihlalleri konusunda toplumsal belleği canlı tutmayı ve hakikatle yüzleşme sürecine katkıda bulunmayı amaçlıyor.
Gönüllülük esasında düzenlenen bu etkinlikler dizisi kapsamında bir sergi yer alacak, konu etrafında seminerler düzenlenecek, belgesel film gösterimi gerçekleştirilecek ve bir katalog yayınlanacak.
Türkiye İnsan Hakları Vakfı 20. Yıl Sergisi
Türkiye İnsan Hakları Vakfı’nın 20. kuruluş yıldönümü dolayısıyla ve ‘Sürmekte Olan Toplumsal Travmayla Baş Etme Projesi’ kapsamında Depo’da geniş katılımlı bir etkinlikler dizisi düzenleniyor. 
Ateşin Düştüğü Yer, insan hakları ihlalleri konusunda toplumsal belleği canlı tutmayı ve hakikatle yüzleşme sürecine katkıda bulunmayı amaçlıyor. 
Gönüllülük esasında düzenlenen bu etkinlikler dizisi kapsamında bir sergi yer alacak, konu etrafında seminerler düzenlenecek, belgesel film gösterimi gerçekleştirilecek ve bir katalog yayınlanacak. 

Katalog Yazarları
Emre Zeytinoğlu
Erden Kosova
Eren Keskin
Fırat Arapoğlu
Mahmut Koyuncu
Murat Çelikkan
Nazan Üstündağ
Necmiye Alpay
Orhan Miroğlu
Öztürk Türkdoğan
Şebnem İşigüzel
Şebnem Korur Fincancı
Tanıl Bora
Ümit Kıvanç
Yıldırım Türker
Sergi Katılımcıları

A77 Kolektifi
19 Ocak Kolektifi
Abdo
Ahmet Öğüt
Ali Bozan 
anti-pop
Antonio Cosentino
Armağan Pekkaya
Arzu Aydın Deveci
Arzu Başaran
Aşkın Adan
Atıl Kunst
Aylin Kuryel
Azra Deniz Okyay
Banu Cennetoğlu
Barış Doğrusöz 
Barış Eviz
BEKS
Berat Işık
Borga Kantürk
Buket Özsoy Güreli
Burak Arıkan
Burak Delier
Burak Karacan
Çağrı Saray
CANAN
Cemil Cahit Yavuz
Cengiz Tekin
Cins
Deniz Rona
Derya Sayın
Dilek Winchester
Dilşat Zulkadiroğlu
Eda Gecikmez
Elçin Ekinci
Emre Zeytinoğlu
Endam Acar
Ender Özkahraman
Erdağ Aksel
Erdal Duman
Erinç Seymen
Erkan Özgen
Erkin Gören
Esat Cavit Başak
Eşber Karayalçın
Evrim Özarslan
Extramücadele
Eyüp Öz
Fatih Pınar
Fatih Tan
Ferhat Özgür
Fikret Atay 
Fulya Çetin
Gencer Yurttaş
Gülsün Karamustafa
Ha za vu zu / Hafriyat
Hakan Akçura
Hakan Gürsoytrak
Hale Tenger
Halil Altındere
Harald Naegeli
Harun Antakyalı
Helin Anahit
Huri Kiriş
İlhan Sayın
İnci Furni 
İnsel İnal
İpek Duben
İrfan Önürmen
Itır Demir 
Juan Botella Lucas
Kadir Çıtak
Kardelen Fincancı
Kemal Gökhan Gürses 
Kemal Özen
Korkut Canpolat
Manuel Çıtak / Şebnem İşigüzel
Mehmet Ali Boran
Mehmet Çeper
Mehmet Fahracı
Mehtap Yücel
Memet Güreli
Mehmet Öğüt
Metin Üstündağ
Müge Akçakoca
Murat Akagündüz
Murat Başol
Murat Morova
Murat Tosyalı
Mürüvvet Türkyılmaz
Nalan Yırtmaç
Nancy Atakan
Nazım Ünal Yılmaz
Nazım Hikmet Richard Dikbaş
Neriman Polat
Nihan Çetinkaya
Nurcan Gündoğan
Oda Projesi
Orhan Cem Çetin
Özgür Erkök
Özlem Demirtaş
Özlem Gök
RȦD
Rafet Arslan
Selçuk Fergökçe
Selda Asal 
Selim Birsel
Şener Özmen
Şerif Kino
Serpil Odabaşı
Sevil Tunaboylu
Şaban Dayanan
Şevket Sönmez
Suat Öğüt
Süreyya Acar
Tan Cemal Genç
Tan Oral
Taner Güven
Tayfun Serttaş
Turgut Yüksel
Ümit Kıvanç
Vahit Tuna
Veysi Altay
Volkan Aslan
Yasemin Özcan Kaya 
Yeşim Ağaoğlu
Yonca Saraçoğlu
Yücel Can
Zeren Göktan
Zeynep Özatalay
Zeyno Pekünlü


BIRÎNDAR BI BIRÎNA XWE
Pêşangeha Weqfa Mafên Mirovan A Tirkiyeyê ya Salvegera 20’emîn
Bi boneya 20’emîn salvegera Weqfa Mafên Mirovan A Tirkiyeyê û di çarçoveya “Projeya Çareserkirina Travmayên Civakî yên ku Didomin” li Depoyê em ê rêzeçalakiyên bi beşdariyeke berfireh li dar bixin. Armanca BIRÎNDAR BI BIRÎNA XWE zindîhiştina bîra civakî ya der barê binpêkirinên mafên mirovan de û beşdariya pêvajoya rûbirûbûna rastiyan e. Ev çalakî li gor bidiliyê tên lidarxistin. Di çarçoveya van çalakiyan de, dê pêşangehek bê lidarxistin, dê di der barê mijarê de semîner bên lidarxistin, dê pêşandana belgefîlman pêk bê û dê pirtûkçeyek bê weşandin.
Pêşangeh dê 9’ê Adara 2011’an saet di 18.30’yan de li dar bikeve û di navbera 10’ê Adarê û 22’ê Nîsana 2011’an de vekirî be.
ԿՐԱԿԻՆ ԻՆԿԱԾ ՏԷՂԸ 
Թրքական Մարդկային Իրաւունքներռւ Հաստատութեան 20. Տարւոյ ցուցահանդէս. 

Թրքական մարդկային իրաւունքներու Հաստատութեան 20. տարեդարձի եւ հաւաքականութեան աղետներու դէմ պայքարելու ծրագրին փովանդակութեան ՙՏէփօ՚ի մէջ լայն տարածութեամբ գործունեութեան շարքեր տեղի կ՛ունենայ:

“Կրակին Ինկած Տեղ” նպատակն է, մարդկային իրաւունքներու խանգարման նիւթերու շուրջ հաւաքականութեան ուշադրութիւնը գրաւել, անմոռանալի դարձնել, միշտ արթուն պահել, մարդոց հանդէպ կատարուած անիրաւութիւններ.
The exhibition opens on 9
March 2011 at 6.30 pm, and may be visited from 10 March to 22 April.
 

http://www.depoistanbul.net/tr/activites_detail.asp?ac=45
Lütfen Arkaya Doğru İlerleyiniz II -Please Move Towards The Back  volume II
galeri x-ist